|
Star, 3 Aralık 2007
Başbakan Erdoğan'ın, “70 milyonluk Türkiye'de üç milyon gazete satılıyorsa bir yanlış var.”eleştirisiyle başlayan tartışmaya akademisyenler de katıldı. Araştırmacılara göre, tirajın düşük olmasındaki en önemli neden yalan ve eksik haberler nedeniyle medyanın inandırıcılığını yitirmesi…
Partisinin Kızılcahamam Toplantısı'nda medyayı eleştirerek “Gazeteler niye 15-20 milyon satmıyor?” diye soran Başbakan Tayip Erdoğan, yeni bir tartışmanın da fitilini ateşledi. Yalan ve yanlış haberleri eleştiren Erdoğan'a köşelerinden yanıt veren gazeteciler, tirajları yüksek gazetelerin milli geliri yüksek olan ülkelerde satıldığını savundu. Türkiye'de tirajların düşük olmasına gerekçe olarak da gelir dağılımındaki bozukluk, işsizlik ve yoksulluk sınırının altında yaşayan insanların çokluğu gösterildi. Tiraj ile güven ilişkisine değinen olmadı.
İçleri Boşaldı
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden Prof. Dr. Atilla Girgin'e göre, gazetelerin fazla satmamasının üç nedeni var. Birincisi, Türk milletinin okuma özürlü olması... Nelerin okunup nelerin okunmamasıyla ilgili sansürün aileden başladığını, dolayısıyla okuma alışkanlığının gelişmediğini anlatan Prof. Dr. Girgin “Sabahları Kadıköy-Eminönü vapurunda 3-5 kişi gazete okuyor. Durakta beklerken gazete okuyan şoföre rastlamak mümkün değil.” dedi.
Darbelerden sonra gazetelerin içeriklerinin boşaldığını belirten Prof. Dr. Girgin, günümüzde gazetelerde yer alan haberlerin eğitimli kesime ilginç gelmediğine dikkat çekiyor.
Uydurma Haberler
Haberlerin daha çok ve çeşitli olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Girgin, “Gazetelerde ortalama 100-120 haber var. Bir gazetede dış haber sayısı 20-30 arasında değişiyor. Normalde bir yabancı ajansın günlük yayını 300-400 haberdir. Ama biz dünyayı 20-30 haberle görüyoruz.” diyor.
Yıllardır gazeteci yetiştiren Prof. Dr. Girgin'e göre, düşük tirajın üçüncü en önemli nedeni ise yalan ve eksik haber. Başbakan Erdoğan'ın söylediklerine kısmen katıldığını ifade eden Girgin şunları söyledi:
“Haberin öğelerini tamamlamamışsanız onu yayımlamak zorunda değilsiniz. Eksik bölümleri uydurmak zorunda değilsiniz. Bir haberi yayımlamak için altı sorunun cevabını vermek gerekiyor. ‘Üç tanesi eksik kaldı. O zaman ben bu haberi yayınlamıyorum.' deme onurunu göstermek zorundayız. Fakat maalesef gösteremiyoruz.”
Halk İtibar Etmeli
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin ise tirajların düşük olmasını ekonomik güçlüğe, halka yeteri kadar medya okur yazarlığı eğitimi verilmemesine ve gazetelerin halka inandırıcı gelmemesine bağlıyor. Prof. Dr. Gezgin, “Aslında bir haberde yalan varsa halk bunu fark ettiğinde gazete almaktan vazgeçer.” diyerek Türk basınının durumunu özetliyor.
Prof. Dr. Gezgin, gazete patronlarına da şu tavsiyelerde bulunuyor:
“Gazete ister okunsun ister okunmasın diye düşünmemeliler. Patronların medya okuryazarlığına önem vererek halka açılmaları gerekir. Okuryazarlık olgusunu artırabilmek için gençlere yönelik klasik romanları hediye edebiliriz. İlkokula, ortaokula, üniversiteli gençlere hitap edebilecek eserler verilebilir. Belgesel CD'ler verilebilir. Mesela hafta sonu daha çok promosyon verilebilir.
Le Figaro veya başka gazeteler Fransa'da hafta sonu promosyonu çerçevesinde dergiler veriyorlar. Bunları çocuklarımla, karımla rahatlıkla okuyabiliyorum. Gazete fiyatları düşürülebilir. Esas önemlisi haberde yalan olmamalı. Aksi halde halk gazeteye itibar etmez. Tüm bunlar yapılırsa gazete tirajları yükselir.
Başbakan ne demişti?
Bazı basın organlarında yalan ve yanlış haberler yayınlandığını belirterek tüm medyayı sorumlu davranmaya çağıran Başbakan Erdoğan şunları söylemişti:
“Son günlerde bize atfedilen haberler dahil kaynağından doğrulatılmamış, uydurma haberler yapılıyor. Bunu yapan basın mensubu arkadaşlarıma söylüyorum. Kusura bakmayın ama eğer kötü niyetli değilseniz ya sizi işletiyorlar ya da bu rivayetleri işlerine geldiği gibi size fısıldayanlara alet oluyorsunuz. Lütfen, doğrulatma mekanizmalarına haberi yayımlandıktan sonra değil, önce başvurunuz.
Ayrıca bugün, bu tür yanlışları biz gazetelerde okuyunca doğrusu ülkemiz adına üzülüyoruz, şok oluyoruz. Bizim adımıza ne pazarlıklar yapı1ıyormuş, aman yarabbi! Peki, halkımız bu yalan haberlere inanırsa kim kazanır, kim kaybeder; yani siz daha fazla satacağınızı mı zannediyorsunuz? Hayır, hep kaybediyorsunuz. 70 milyonluk Türkiye'de bugün eğer üç milyon yazılı medya satıyorsa, burada bir yanlışınız var, bu yanlışın üzerinde durun ...
Türkiye'de bin kişiye 73 gazete düşüyor
Dünya Gazeteler Birliği (WAN) verilerine göre, 1000 kişi başına 600'den fazla net satışla dünyada kişi başına en çok gazete satılan ülke Norveç.
Bu ülkeyi Japonya, Finlandiya, İsveç, Danimarka, İsviçre, Avusturya, Singapur, Kanada, Almanya, Hollanda, İngiltere, ABD izliyor.
123 milyon nüfuslu Japonya'da toplam gazete tirajı 70.4 milyon. Nüfusu 82.5 olan Almanya'da ise 22.1 milyon.
Nüfusu 300 milyona ulaşan ABD'de gazetelerin toplam tirajı 48.3 milyon civarında.
Türkiye'de Yay-Sat ve Merkez Dağıtım verilerine göre 39 gazetenin net satışı günlük ortalama 5.1 milyon civarında. Yani 1000 kişiye 73 gazete düşüyor.
|